Okul hikayem #s1e1

12:28 Mehmet Ali 0 Comments



Hava soğuk. Üzerimdeki mont beni sıcak tutmaya yetmiyor. Büzüşüyorum. Yağmur yolda ufak ufak gölcükler oluşturmuş.Yüzümde bir tebessüm adımlarımı hızlı hızlı atıyor zikzak çizerek derse yetişmeye çalışıyorum. Bu kötü havalar, kötü yol yada derse geç kalmış olmak, bunlar şimdi dert edilecek şeyler değil. İnsan mutlu olunca yürüyüşü, çevreyi algılayışı değişiyor, doğaya saygısı artıyor. Islanmış olmayı dert etmiyor. Yağmura kızmıyor mesela. Ufak gölcükler de, üzerinden atlayıp oyna çevirebilecek güzel bir parkur oluyor. Boynumdaki Diyarbakırspor atkısı kalbimin yerine geçmiş vucuduma mutluluk pompalıyor. İki de bir atkıyı düzeltiyorum. Bir yandan kafamda bu atkı için nasıl teşekkür edeceğimi beni nasıl mutlu ettiğini aslında meselenin atkı değil de kendisinin olduğunu söylemeyi düşünüyorum. Sınıf arkadaşlığımızdan öte bir şey olmalı aramızda.

Okula yurt tarafından ufak bir duvarın üzerinden atlayıp girdim. Merdivenleri ikişer ikişer çıktım. Kapının önünde sınıfın en mutlu çiftçini gördüm.  Selam verip sınıfa girdim. İçimdeki duygu yoğunluğu sınıfta onu görememle durgunlaştı. Bahçede olabilir mi diye tekrar döndüm. Merdivenleri inerken sınıfta sadece selam verdiğim pek tanımadığım tanımakta istemediğim bir öğrenci. heyecanla "sizinkiler kavga ediyor aşağıda, birbirlerine girdiler".  Kavgayı izlemenin verdiği heyecanla gözleri büyümüştü. "Bizimkiler kim lan? bu okulda dahil olduğum bir grup yok ki benim." pek ilgisiz merdivenleri inmeye devam ettim. 

Bahçeye çıkar çıkmaz onu gördüm kendisine sarılan bir kişinin elleri arasında nasıl da mutlu ve biraz utangaç.  gülümsüyor. 

"bu ney lan... ulan... Demek Biz her zaman arkadaş kalmışız. Keşke... Böyle güzel bakmasaydı, gülmeseydi. Bu hediye sadece dostluktan mıydı?

Nasıl ki heyecanla geldim buraya şimdi daha fazla mala bağlamış bir vaziyet ile hızlı hızlı çıkmak istedim.  Ayakkabımın arasından sızan suyu fark ettim. Hayy sikyim böyle işi, yağmurunun da havasını skim...

0 yorum: